|
Tweet |
DEPREMZEDE KENDİ EVİNE DÖNEMİYOR
Sinirli, depremde yüksek değerli evini kaybeden birçok vatandaşın aynı bölgede, aynı cephede yeniden ev sahibi olmak istediğini ancak kura sistemi nedeniyle bu haklarını kullanamadığını ifade etti.
“Bugün örneğin 10 milyon liralık evini depremde kaybeden bir vatandaş, aynı bölgede, aynı cephede bir ev almaya razı. Ancak bu hakkı elinden alınıyor ve kuraya dahil edilmiyor. Bu şekilde ciddi mağduriyetler yaşanıyor” dedi.
EVLER KÜÇÜLDÜ, YAŞAM ALANLARI DARALDI
Deprem öncesinde daha geniş evlerde yaşayan vatandaşların, yeni yapılan konutlarda çok daha küçük alanlara mahkûm edildiğini belirten Sinirli, bunun da ayrı bir sorun yarattığını dile getirdi.
“Örneğin deprem öncesinde 160 metrekare evi olan bir vatandaş, şimdi çok daha küçük ve yaşam standartları düşük konutlara yönlendiriliyor. Bu durum deprem mağduriyetine ek olarak yeni bir mağduriyet doğuruyor” diye konuştu.
MAHALLE KÜLTÜRÜ DAĞITILIYOR
Kura sistemi nedeniyle vatandaşların yıllardır yaşadıkları mahallelerden koparıldığını vurgulayan Sinirli, bunun Hatay’ın sosyal dokusuna zarar verdiğini söyledi.
“Aynı mahallede, aynı sokakta yıllarca birlikte yaşamış insanları alıp başka mahallelere gönderiyorlar. ‘Kuranız burada çıktı’ denilerek hiç bilmediği bir mahallede, hiç tanımadığı komşularla yaşamaya zorlanıyor. Oysa Hatay, mahalle kültürü ve sosyal dokusuyla Türkiye’ye örnek olmuş bir şehir. Bu uygulama bu yapıyı zedeliyor” ifadelerini kullandı.
VATANDAŞ İSYAN NOKTASINA GELDİ
Genel Başkanlarının Hatay ziyaretinde depremzedelerin en çok bu konudan şikâyet ettiğini belirten Sinirli, kura ve rezerv alan uygulamalarının büyük tepki topladığını söyledi.
“Vatandaşlarımız neredeyse isyan noktasına gelmiş durumda. Genel başkanımızın Hatay ziyaretinde dinlediği şikâyetlerin büyük bölümü bu konuyla ilgiliydi. İnsanlar evlerinin kuraya dahil edilmediğini, bu evlerin müteahhitler aracılığıyla satılacağı söylentilerinin dolaştığını ifade ediyor. Bu, Hatay için büyük bir mağduriyettir. Bu sorunun bir an önce giderilmesi gerekiyor” dedi.