|
Tweet |
Bağımlılıkla mücadele konusunda uzun yıllardır çalışmalar yürüten Uzman Eczacı Fatımatüzzehra Kıraç, daha önce Eskişehir Kent Konseyi Bağımlılık Çalışma Grubu Başkanlığı yapmış, uyuşturucuyla mücadele konferansları vermiş ve özellikle ailelerin çocuklarıyla güçlü iletişim kurmasının önemine dikkat çekmişti.
MÜCADELE SOKAKTA BAŞLAMADAN EVDE BAŞLAMALI
Uyuşturucu ticaretine karşı güvenlik güçlerinin mücadelesinin vazgeçilmez olduğunu vurgulayan Kıraç, uyuşturucu arzıyla mücadelenin yanında gençlerin maddeyle hiç tanışmamasını sağlayacak politikaların güçlendirilmesi gerektiğini ifade etti.
Kıraç şunları söyledi: “Uyuşturucuyla mücadele torbacıyı yakalamakla bitmez. Elbette zehir tacirlerinin üzerine kararlılıkla gidilmeli ve gençlerimizi hedef alan yapılara hiçbir şekilde göz açtırılmamalıdır. Fakat asıl başarı, bir gencimizin o maddeye hiç ulaşmamasını ve ihtiyaç duymamasını sağlayabilmektir. Mücadeleyi yalnızca uyuşturucunun satıldığı sokakta değil, çocuklarımızın yetiştiği ailede, okulda ve sosyal çevrede başlatmalıyız.”
AİLE İLK SAVUNMA HATTIDIR
Kıraç, ailelerin çocuklarındaki davranış değişikliklerini önemsemesi, iletişimi koparmaması ve bağımlılık konusunda bilinçlendirilmesi gerektiğini belirtti.
Daha önce yaptığı açıklamalarda da ailelere “Çocuklarınızı dinleyin” çağrısında bulunan Kıraç, madde bağımlılığının aile yapısını da tahrip eden toplumsal bir sorun olduğuna dikkat çekti.
Kıraç, “Bir anne veya babanın ‘Benim çocuğum yapmaz’ diyerek ihtimali tamamen dışlaması doğru değildir. Çocuğumuzun arkadaş çevresini tanımak, davranışlarındaki değişiklikleri görmek ve en önemlisi onun bizimle korkmadan konuşabileceği bir aile ortamı oluşturmak zorundayız. Aile, bağımlılıkla mücadelenin ilk savunma hattıdır.” dedi.
GENÇ MADDEDEN ÖNCE UMUDUNU KAYBETMEMELİ
Uyuşturucuyla mücadelede gençlerin neden madde kullanımına yöneldiğinin de araştırılması gerektiğini belirten Kıraç; yalnızlık, sosyal çevre, gelecek kaygısı, aile içi iletişim sorunları ve yanlış arkadaşlıkların önleyici politikalar açısından dikkate alınması gerektiğini söyledi.
Kıraç, “Gence sadece ‘Uyuşturucu kullanma’ demek yeterli değildir. Ona spor yapabileceği alan, sanatla ilgilenebileceği ortam, eğitim imkânı ve geleceğine ilişkin umut da vermeliyiz. Genç kendisini değerli hissetmeli ve toplumun kendisine ihtiyacı olduğunu bilmelidir.” ifadelerini kullandı.
BAĞIMLILIK SADECE UYUŞTURUCU DEĞİL
Bağımlılık sorununun yalnızca uyuşturucu maddeler üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini belirten Uzman Eczacı Fatımatüzzehra Kıraç, teknoloji, internet ve diğer bağımlılık türlerine karşı da önleyici politikaların geliştirilmesinin önemine dikkat çekti.
Kıraç, bağımlılıkla mücadelenin sağlık, eğitim, güvenlik ve sosyal politikaların birlikte hareket ettiği bütüncül bir model üzerinden yürütülmesi gerektiğini ifade etti.
TEDAVİDEN SONRA GENÇ YALNIZ BIRAKILMAMALI
Madde bağımlılığından kurtulmak isteyen kişilerin tedavi sonrasında yeniden aynı sosyal çevreye ve aynı şartlara dönmesinin önemli bir risk oluşturabileceğini ifade eden Kıraç, rehabilitasyon ve topluma yeniden kazandırma süreçlerinin güçlendirilmesi gerektiğini söyledi.
Kıraç, bağımlılıkla mücadelede tedavinin son nokta olarak görülmemesi gerektiğini, bireyin eğitim, iş ve sosyal yaşamla yeniden güçlü bir bağ kurabilmesinin de sürecin önemli bir parçası olduğunu belirtti.
HEDEFİMİZ BİR GENCİ DAHA KURTARMAK OLMALI
Uyuşturucuyla mücadelenin siyasi görüşlerin üzerinde değerlendirilmesi gereken milli bir mesele olduğunu vurgulayan Kıraç sözlerini şöyle tamamladı:
“Uyuşturucu bir gencimizi bizden aldığında yalnızca bir bireyi kaybetmiyoruz; bir annenin evladını, bir ailenin geleceğini ve ülkemizin yetiştirdiği bir insanı kaybediyoruz. Devlet, aile, okul, sağlık sistemi ve sivil toplum birlikte hareket etmelidir. Zehir tacirleriyle mücadele sonuna kadar sürmeli; fakat gençlerimizi uyuşturucuya götüren yolları da kapatmalıyız. Başarı yalnızca kaç torbacının yakalandığıyla değil, kaç gencimizin uyuşturucuyla hiç tanışmadan sağlıklı bir geleceğe yürüdüğüyle ölçülmelidir.”