|
Tweet |
“HER 4 ÇOCUKTAN 1’İ ÇALIŞMA HAYATININ İÇİNDE”
Nurten Yontar, çocuk işçiliğinin yalnızca ekonomik ve sosyal bir sorun değil, aynı zamanda ülkenin vicdanını kanatan ağır bir tablo olduğunu ifade etti.
Yontar, “Çocuklarımız bu ülkenin geleceğidir diyoruz ancak her geçen gün daha fazla çocuğumuz eğitimden koparak çalışma hayatına zorunlu olarak sürükleniyor. TÜİK’in verilerine göre 15-17 yaş grubundaki çocukların iş gücüne katılım oranı yüzde 25,5’tir. Bu, her 4 çocuktan 1’inin çalışma hayatının içinde olduğunu göstermektedir.” ifadelerini kullandı.
“MESEM ÇOCUK İŞÇİLİĞİNİ KURUMSALLAŞTIRAN BİR ALANA DÖNÜŞTÜ”
Nurten Yontar, mesleki eğitim merkezlerinin kâğıt üzerinde eğitim reformu olarak sunulduğunu ancak denetimsizlik nedeniyle çocuk işçiliğini derinleştiren bir yapıya dönüştüğünü söyledi.
Yontar, “MESEM, pedagojik bir model olmaktan çıkarak denetimsizliğin, yapısal ihmallerin ve çocuk işçiliğinin kurumsal kimlik kazandığı bir alan hâline gelmiştir. Yalnızca 2024-2025 yıllarında en az 18 çocuğun MESEM kapsamında çalışırken hayatını kaybetmesi, sistemdeki güvenlik açıklarını açıkça göstermektedir.” dedi.
“YOKSULLUK BÜYÜDÜKÇE ÇOCUK İŞÇİLİĞİ DE BÜYÜYOR”
Cumhuriyet Halk Partisi Tekirdağ Milletvekili ve TBMM Katip Üyesi Nurten Yontar, çocuk işçiliğinin temel nedenlerinden birinin yoksulluk olduğunu vurguladı.
Yontar, “TÜİK verilerine göre 2025 yılında 0-17 yaş grubundaki çocukların yüzde 36,8’i yoksulluk veya sosyal dışlanma riski altında yaşamaktadır. Çocuklarımız ekonomik koşullar nedeniyle ailelerine destek olmak için eğitimden kopmakta; daha da acısı, çalışırken hayatını kaybetmektedir.” şeklinde konuştu.
“ÇOCUKLAR OKULDA OLMALI, İŞ YERLERİNDE DEĞİL”
Nurten Yontar, çocuk işçiliğiyle mücadelenin yalnızca iş yerlerini denetlemekle sınırlı kalmaması gerektiğini belirterek, aile yoksulluğunu azaltacak sosyal politikaların güçlendirilmesi çağrısında bulundu.
Yontar, açıklamasını şu sözlerle tamamladı:
“Bir ülkede çocuklar ekmek parası için ölüyorsa orada kim başarı hikâyesi anlatabilir? Çocuk işçiliğiyle mücadele etmek istiyorsak ailelerin yoksulluğunu azaltmak zorundayız. Sosyal destek programları güçlendirilmeli, okul terkleri yakından takip edilmeli, ihtiyaç sahibi ailelere doğrudan eğitim desteği sağlanmalı ve çocuk işçi çalıştıran işletmelere çok daha ağır yaptırımlar uygulanmalıdır. Cumhuriyet Halk Partisi olarak bizler, çocukların çalışmak zorunda kalmadığı, eğitim hakkından mahrum bırakılmadığı, güvenli koşullarda büyüdüğü bir Türkiye istiyoruz. Çünkü kaybedilen her çocuk, kaybedilen bir gelecek demektir.”